Genel Hukuki Bilgier

Kuvvetler Ayrılığı (Güçler Ayrılığı)

Siyasi iktidar, toplumdaki diğer iktidarların üzerindedir. Siyasi iktidarın önemli bir özelliği; yalnızca güce dayanmamasıdır.

  Siyasi İktidar = Kuvvet + Rıza

Ancak bu iktidarın sınırsız yetkilere sahip olacağı anlamına gelmez.

Kuvvetler Ayrılığının Temelindeki Düşünce

Kuvvetler ayrılığının hedefinde yatan düşünce negatiftir.

İlk amaç; devlet organının denetimsiz kalmaması, yetkinin kötüye kullanılmaması için gücün tek bir makamda toplanmasının önlenmesidir. Güç paylaşımının tek yolu kuvvetler (güçler) ayrılığı değildir.

Örneğin,

  • Federasyonlarda federe ve federal devlet arasında gücün paylaşılması
  • Parlamentolarda muhalefete yönelik anayasal güvencelerin getirilmesi
  • Yasama ve yürütme güçlerinin THÖ’lere müdahalesinin önlenmesi için güvenceler oluşturulması
  • Anayasa yargısının benimsenmesi
  • STK ve baskı grupları gücün tek merkezde toplanmasını engelleyici kurumlardır.

İkinci amaç; organların birbirlerini denetlemeleri ve gücün dengeli kullanılmasıdır. Devletin gücünün dengeli ve eşit dağılımını sağlayan sisteme güçler ayrılığı (denge-fren sistemi) denir.

Kuvvetler Ayrılığının Anlamı

Günümüzde anlaşılması gereken fonksiyonlar ayrılığıdır. Kuvvetler ayrılığının anlamı temel fonksiyonların farklı organlar eliyle gördürülmesidir.

Tek olan devlet kudretinin birden çok olan fonksiyonlarını ve yine birden çok olan organlarını ayırt etmek gerekir. İktidarın fonksiyonları bu iktidarın değişik kullanım biçimleridir.

Kuvvetler Ayrılığı Kuramı

Bu kuram Montesquieu ile özdeşleşmiş olsa da teorinin kökeni İngiliz tarihinde de bulunur. 1066 Norman istilasından 1689 Haklar Bildirgesine kadar yasama ve yürütme ayrılığı yavaş yavaş gerçekleşmiştir.

Magnum Concilium adlı meclis zamanla vergiye rıza gösterme ve kanun yapma yetkisini ele geçirerek bir yasama organı haline gelmiştir.

Aristo, anayasanın devletin erk görevlerinin dağılımını gösteren bir düzenleme biçimi olduğunu belirtmiş, ideal bir devletin orta sınıfa dayandığını ve beraberinde kuvvetler ayrılığını getirdiğini savunmuştur. Bu üç erk yasama, yürütme ve yargıdır.

John Locke, devlet organlarını üçe ayırmıştır: Yasama, yürütme ve federatif güçtür. Yargıyı ayrı bir güç olarak görmez, yürütmenin içinde tanımlar.

Yasama iktidarı; devlet gücünün topluluğun korunması için nasıl kullanılacağını yönlendirme hakkı olan iktidardır ve diğer iktidarlardan üstündür.

Federatif iktidar; savaş ve barış yapma, birlikler ve ittifak oluşturma, devletsiz bütün kişi ve topluluklarla her türlü işlemi yapma iktidarıdır.

Yasama ve yürütme gücünün aynı organda birleşmesi tehlikelidir.

Montesquieu, yönetimleri üçe ayırmıştır:

  • Cumhuriyet: Yetki halkın tamamına aitse demokratik, bir kısmına aitse aristokratik cumhuriyettir. İlkesi siyasi erdemdir. Demokraside eşitlik, aristokraside ölçülülük bu ilkeyi destekler.
  • Monarşi: Tek kişinin yasalara uygun yönetimidir. İlkesi şereftir.
  • Despotizm: Tek kişinin keyfi yönetimidir. İlkesi korkudur, fazilet gereksiz, onur tehlikelidir.

Montesquieu kuvvetleri de üçe ayırmıştır: Yasama, yürütme ve yargı.

Bu üç kuvvetin ayrılmasını savunmuştur. Öncelikle yasama ve yürütme ayrılmalı, aynı elde olursa hürriyet yok olur. Bu üç kuvvet kendi görevlerinin dışına çıkarlarsa o sistemde hürriyet yok olur.

Bu üç kuvvet tek elde toplanırsa koyu bir istibdat doğar. İktidarın kötüye kullanılması, ancak iktidarın iktidarı durdurması halinde önlenebilir.

Yürütme bir monarkın elinde bulunmalıdır. Hükümet bir kişi elinde daha iyi yönetilir.

Yürütme kuvveti sınırlı bir kuvvettir, çünkü kural koyamaz.

Yasama ise bir kişi yerine birden çok kişi tarafından daha iyi kullanılır.

Yasama iki bölümden oluşan bir kurula ait olmalıdır. İlk bölüm asillerden, ikinci bölüm halkın temsilcilerinden oluşmalıdır. Her birinin diğerine karşı önleme yetkisi olmalıdır, böylece birbirlerini sınırlandıracaklardır.

Her ikisi de yürütme tarafından sınırlandırılacak, bunlar da yürütmeyi sınırlandıracaklardır.

Yasama kuvveti sınırlı bir kuvvettir, çünkü kendi koyduğu kuralları uygulama yetkisi yoktur.

Yargı mahkemelere ait olmalıdır. Belirli bir zümrenin, belirli bir mesleğin elinde olmamalıdır. Mahkemelerde halktan seçilecek kişilerin de olmasını savunmaktadır. Milletin yargıçları, cansız birer varlıklarmış gibi hareket ederek kanunun sözlerini (kuvvetini ve sertliğini değiştirmeden) sadece telaffuz eden birer ağızdır.

Yargı kuvveti de sınırlı bir kuvvettir, çünkü hâkimler kanun sözlerini telaffuz eden birer ağızdan başka bir şey değildir.

Kuvvetler Ayrılığı Kuramı

Kuvvetler Ayrılığının Etkileri

  1. yy. sonlarında bu görüşlerin oldukça etkili olduğu görülmektedir.

Özellikle Fransa’da eski rejime karşı, güçlerin ayrılması ilkesi doğal bir tepki olarak gelmiştir.

Bir toplumda, hakların güvencesi sağlanmamış ve iktidarların ayrılması gerçekleştirilmemişse, o toplumda anayasa yoktur. (1789 Bildirisi)

ABD anayasasında da kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmiştir. Kuvvetler ayrılığı bu süreçte, Avrupa’da devlet kuramları içinde yer edinmiştir. Liberal hukuk devleti anlayışının dayanağı olmuştur.

Liberal Hukuk Devleti Anlayışındaki Kuvvetler Ayrılığı

Devlet kudreti yasama, yürütme ve yargı güçlerine ayrılmıştır. Her biri diğerleri karşısında özerk bir yapıdadır ve kendi alanı içinde faaliyet gösterir. Ancak bu güçlerin sınırlarının belirlenmesi gerekir.

Yasama; sadece yasa koymalı, yürütmeye karışmamalıdır.

Yürütme; sadece yasaları işletmeli, yasa koymamalıdır.

Yargı; sadece hukuku kullanmalı, hukuk kuralı koymamalıdır.

Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Yasa Kavramına Etkisi

Yasa kavramına yüklenen anlamda bir daralma yaşanmıştır. Parlamentonun tüm kararları yasa olarak nitelendirilmemelidir. Yasa soyut ve genel nitelikte olmalı, somut, tek olayları düzenlememelidir.

Bunlar yürütme işlemleri ile yapılmalıdır. Böylece bireylerin salt kendileri hakkında yapılan bir düzenleme ile haklarına müdahale edilmesi engellenmiş olur.

Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Mutlaklığındaki Dönüşüm

Somut ve özel yasaların da zaman zaman kabul edildiği görülmektedir. Yürütme zaman zaman hukuk kuralları koymuştur.

KHK çıkarma yetkisi, genel düzenleyici işlemler bunun örneğidir.

Yargının Konumu

En önemli koşul; bağımsızlık, azledilemezlik, emir ve talimat almama, atanma ve özlük haklarında bağımsızlık gibi ilke ve düzenlemelerdir.

Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Günümüzdeki Konumu

Günümüzde yasama ve yürütme arasında katı bir ayrım yoktur, artan bir işbirliği vardır. Parlamenter rejimin güçler arasında denge sağlanması ve iktidarın iktidarla sınırlandırılması fikrine dayandığını söylemek günümüz gerçeklerine aykırı düşer.

Ekin Hukuk Bürosu olarak alanında uzman avukat kadromuzla dava ve işlemlerinizi takip edebilmemiz için bizimle iletişim kurabilirsiniz.

Av. Ahmet EKİN & Şevval Asude DOĞAN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu