İş Hukuku

İş Sözleşmesi ve Unsurları

İş Sözleşmesi ve Unsurları

İş Sözleşmesi Nedir, Unsurları Nelerdir?

İş Kanunu madde 8 hükmünde “bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir” ifadeleri ile iş sözleşmesi tanımlanmıştır. Hukukumuzda iş sözleşmesi ile hizmet sözleşmesi aynı anda kullanılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun madde 393/1 hükmünde ise hizmet sözleşmesine yer verilmiş “işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin unsurlarına yer verecek olursak;

  1. Bir işin görülmesi:

İş sözleşmesi ile işçi işverene karşı iş görmekle yükümlü olup işin yapılması iktisadi açıdan değerlendirilmektedir. Bu kapsamda iş görmenin bedenen ya da fikren olması bakımından bir farklılık bulunmamaktadır. Yani iş, gerçek kişinin bağımlı olarak çalıştığı işverene karşı gerçekleştirdiği ve ekonomik bağımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışma olup iş olarak değerlendirilebilmesi hukuka ve ahlaka aykırılık taşımama şartının gerçekleşmesi gerekmektedir. Örneğin adam öldürmek iş sözleşmesinin konusu içinde bulundurulmamaktadır. Yapılacak iş bakımından da belirtmek gerekir ki söz konusu işin muhakkak işverene ait işyerinde yapılması gerekmemektedir. Bu duruma da kişinin hizmet sözleşmesi ile evden çalışabilmesi örnek gösterilebilecektir.

  1. İşin Ücret Karşılığında Görülmesi:

İş sözleşmesinin ikinci unsuru ise bahsi geçen işin ücret karşılığı yapılıyor olmasıdır. İşçi, yaptığı iş karşılığında bir ücret almaktadır. İş sözleşmesinde ücretin açıkça belirtilmemiş olması halinde ya da işveren tarafından uzun bir süre ödenmemiş olması halinde akdedilen iş sözleşmesinin ücret karşılığı bulunmadığından bahsedilemez. Görülen işin iş sözleşmesi kapsamı içerisinde yapılan bir iş olması çalışan kişinin işçi olduğunu göstermektedir. Yani iş sözleşmesinin yazılı olmaması halinde de fiilen çalışmanın söz konusu olması halinde iş sözleşmesinin varlığı kabul edilmektedir. Yargıtay’ın yerleşik hale gelmiş içtihatlarında her işin görülmesi bir ücret karşılığında olup işçinin ücret almadan çalışması hayatın olağan akışına aykırı sayılmaktadır.

TBK madde 401 hükmünde ücret konusu düzenlenmiş olup ilgili maddeye göre işveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür.

  1. İşin Bağımlı Olarak Görülmesi:

İş sözleşmesinin son unsuru işin bağımlı olarak görülmesidir. İşçi; işverenin emir ve talimatlarına uygun bağlı olarak iş görmektedir. Bu bağımlılık hem hukuki yönden bir bağımlılık hem de ekonomik yönden bir bağımlılıktır. Bağımlı çalışma ile bahsedilen şey işçinin yalnızca tek bir işverenle çalışması anlamına gelmemektedir. İşçi kısmi süreli iş sözleşmesi ile birden fazla işverenle de çalışabilecektir. Bu hususta önemli olan, işçinin işi yapma süresinde işverene bağımlı olarak çalışmasıdır.

İş Sözleşmenin Özellikleri Nelerdir?

Kısaca iş sözleşmesinin hukuki niteliklerinde bahsedecek olursak;

  • İş sözleşmesi özel hukuk sözleşmesidir. Hukuki ehliyete ve eşit haklara sahip olan işveren ile işçi serbest irade beyanlarına dayanarak bir özel hukuk sözleşmesi olan iş sözleşmesi akdederler. İşverenin gerçek ya da tüzel kişi olması konusunda bir farklılık bulunmamaktadır.
  • İş sözleşmesi işçinin kişiliğine bağlıdır. İş sözleşmesinde satış, kira sözleşmesi gibi sözleşmelerden farklı olarak ön planda tutulan malvarlığı değil işçinin kişiliğidir. İşçi işverene karşı fikren veya bedenen iş görmekle yükümlüdür. Bu durum işçi ile işveren arasında yalnızca bir iş görme ve ücret ilişkisi olmadığını, işçinin bağımlı olarak çalıştığı işverene sadakat ile iş görmesi,  işçinin ruhsal ve bedensel olarak korunması sonuçlarını ortaya çıkarmaktadır. Yine bu unsurun bir sonucu olarak ve TBK madde 359 hükmü gereğince iş görme borcu, kural olarak işçi tarafından yerine getirilmekte ve işçinin ölümü ile iş sözleşmesi sona ermektedir.
  • İş sözleşmesi, taraflara karşılıklı olarak borç yüklemektedir. İş sözleşmesi hem işverene hem de işçiye karşılıklı olarak yükümlülükler barındırmaktadır. İşçinin işverene karşı işi gereği gibi yerine getirme, sadakat yükümlülüğü, rekabet etmeme; işverenin ise işçiye karşı koruma ve gözetme gibi yükümlülükleri bulunmaktadır.
  • İş sözleşmesi devamlı bir sözleşmedir. İş ilişkisinde işçinin tek bir edimi yerine getirmesi ile son bulmamakta olup süreklilik arz etmektedir.

İş Sözleşmesi Kimler Tarafından Yapılabilir?

Türk Medeni Kanun’un madde 8 hükmünde yer alan hak ehliyeti ve madde 9 vd hükümlerinde yer alan fiil ehliyeti düzenlenmiş olup bu hükümlere göre kanuni sınırlamalar içerisinde haklara ve borçlara ehil olmak konusunda herkes açısından eşitlik bulunmaktadır. İş hukukunda iş sözleşmesinin yapılmasında taraf ehliyeti konusunda bir düzenleme bulunmaması sebebi ile iş sözleşmesi yapma ehliyeti de bu hükümler ile açıklanabilecektir.

İş sözleşmesi ile tarafların birbirlerine karşı yükümlülüklerin doğacak olması sebebi ile kural olarak tarafların fiil ehliyetine sahip olmaları yani tam ehliyetli olmaları gerekmektedir. Ayırt etme gücüne sahip olan, kısıtlı ve ergin olmayan her gerçek kişi fiil ehliyetine sahiptir ve bu suretle iş sözleşmesine taraf olabilecektir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler tarafından yapılan iş sözleşmeleri TMK madde 14 hükmü gereğince geçersizdir. Ayırt etme gücü bulunması ile beraber kişinin ergin veya kısıtlı olması halinde yani sınırlı ehliyetsiz ise iş sözleşmesinin geçerli olabilmesi için veli ya da vasinin izni gerekmektedir.

İş sözleşmesinin tarafları işçi ve işverendir. İşveren gerçek veya tüzel kişi,  kamu tüzel kişisi veyahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olabilmektedir fakat yalnızca gerçek kişiler iş sözleşmesine işçi sıfatı ile taraf olabilmektedirler. TMK madde 50 uyarınca tüzel kişi olan işverenlerin yalnızca yetkili organları tarafından iş sözleşmesi yapılabilir. Bu duruma ek olarak işverenin iş sözleşmesi yapmak konusunda yetki vermiş olduğu işveren vekili tarafından da temsili anlamda iş sözleşmesi yapılabilecektir.

İş Sözleşmesini Yapma Yasakları Nelerdir?

Medeni Kanun’da yer verilmiş olan ehliyete ilişkin genel hükümler, İş Kanunu ve diğer iş hukuku mevzuatları ile iş sözleşmesi yapma konusunda bazı şekillerde sınırlandırılmıştır. Bu durumlardan bahsedecek olursak;

  1. Yaş küçüklüğü:İş hukukunda18 yaşından küçük olan işçiler çocuk işçi ve genç işçi olarak ikiye ayrılmaktadır. Çocuk işçi ile 14 yaşını tamamlamış fakat 15 yaşını tamamlamamış ve ilköğretimini tamamlamış kişileri ifade etmektedir. Genç işçi ise 15 yaşını tamamlamış fakat 18 yaşını doldurmamış işçileri ifade etmektedir.

İş Kanunu’na göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmaları yasaktır ancak ÇGİÇHY madde 4 hükmüne göre 14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış olan çocuklar bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine engel olmayacak hafif işlerde çalışabileceklerdir. 14 yaşını doldurmamış çocuklar ise bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine engel olmayacak sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde her bir faaliyet için ayrı izin almaları ve söz konusu sözleşmeyi yazılı yapmaları şartı ile çalıştırılabileceklerdir.

Bir diğer sınırlandırma ise İş Kanunu madde 72, 73/1 hükümlerine göre 18 yaşını doldurmamış olan erkek çocuklar yer altında ve su altında yapılacak işlerde çalıştırılamayacağıdır. Buna ek olarak yine 18 yaşını doldurmamış olan erkek çocukların sanayiye ait olan gece işlerinde çalışmaları da yasaktır.

İş Kanunu madde 71/2 uyarınca çocuk ve genç işçilerin çalıştırılabilmeleri halinde güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişmeler, kişisel yatkınlıklar ve yetenekler dikkate alınmalı ve iş sözleşmesi ile çocuğun gördüğü işin eğitimini aksatması engellenecektir.

İş Kanunu ile yaşı ne olursa olsun çocukların bazı işlerde çalıştırılmaları yasaklanmıştır. Örneğin maden ocaklarında çalışma, kablo döşeme, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altı ve su altı işlerinde, bar, kabare, kahve, gazino, hamamlarda ve kural olarak eğlence, oyun, içki amaçlı umuma açık ve açılması izne bağlı yerlerde çalıştırılamayacaktır.

ÇGİÇHY madde 14 hükmü ile kanun koyucu tarafından bazı işveren veya işveren vekillerinin 18 yaşından küçük çocukları çalıştırmaları yasaklanmıştır. Çocuklara karşı işlenmiş olan cinsel suçlardan veyahut yüz kızartıcı suçlarda hüküm giymiş olan işveren ve işveren vekillerinin çocuk veya genç işçi çalıştırmaları yasaklanmıştır.

  1. Cinsiyet:İş Kanunu’nda m 72’de kadın işçilerin durumu ayrıca düzenlenmiş olup kadın işçilerin bazı işleri yapması yasaklanmıştır. Kadın işçilerin maden ocaklarında, kablo döşeme, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altı ve su altı işlerinde çalışamazlar. Yine kadın işçileri doktor raporu ile hamile olduklarının tespit edilmesi ile doğuma kadar ve emziren kadın çalışanların doğum tarihinden itibaren 1 yıl süre ile gece postalarında çalışmaları yasaklanmıştır.
  1. Sağlık Durumu: İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, çalışacak işçilerin madde 15/2 hükmü uyarınca işi yapabileceklerine ilişkin sağlık raporları olmadan işe başlayamayacakları düzenlenmiştir.
  1. Yabancılık: Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler ve uluslararası sözleşme hükümleri ile çıkma izni alarak Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere uygulanacak hükümler saklı kalmak kaydıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan kişilerin yabancıların Türkiye’de çalışmaları kural olarak izin almalarına bağlıdır. Söz konusu çalışma izninin, Uluslararası İş Kanunu madde 6 hükmünde Aile, Çalışma, ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan alınabileceği düzenlenmiştir. Uluslararası İş Kanunu madde 10’a göre başvurusu olumlu değerlendirilen yabancı kişiye, iş ve hizmet süresini aşmamak kaydıyla gerçek ve tüzel kişiye ya da kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı işyerlerinde çalışmak koşuluyla 1 yıl geçerli çalışma izni verilir. Yabancının çalışma izninin süresi sonrasında tekrar başvurusunun bulunması halinde iki durum söz konusu olmaktadır. Aynı işveren ile bağlı olarak bir uzatma başvurusunda bulunulması halinde ilk uzatma başvurusunda en çok 2 yıl, sonraki uzatma başvurularında en çok 3 yıla kadar çalışma izni verilebilmektedir. Farklı bir işveren yanında çalışmak üzere çalışma iznine başvurulması halinde ise ilk defa başvuruda bulunuluyormuş gibi değerlendirme yapılmaktadır.

Yabancının Türkiye’de uzun dönem ikamet izninin veya en az 8 yıl kanuni çalışma izninin olması halinde süresiz çalışma iznine başvuruda bulunması mümkündür ancak söz konusu bu şartların varlığı yabancıya mutlak hak vermemekte olup idarenin bu hususta takdir yetkisi bulunmaktadır. Çalışma izni başvurusunun reddedilmesi halinde söz konusu ret kararının tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na başvurularak itirazda bulunulabilir. İtirazın da reddedilmesi halinde idari dava yoluna başvuru mümkündür.

İş Sözleşmesi Yapma Zorunlulukları Nelerdir?

  1. Engelli ve Eski Hükümlü veya Terör Mağduru Çalıştırma Zorunluluğu Nedeniyle Bazı Kişilerin İşe Alınması:

Engelli bireylerin, eski hükümlülerin ve askerlik hizmeti esnasında terör mağduru olan kişilerin ekonomik ve sosyal yaşama katılarak aktif rol almaları, istihdamı artırmaları ile mümkün olması sebebi ile İş Kanunu’nda bazı işverenlere sözü edilen şahısların çalıştırılmaları konusunda zorunluluk getirilmiştir.

İş Kanunu madde 30’a göre özel sektör işyerlerinde 50 veya daha fazla işçi çalıştıran işverenler; işyerindeki işçilerin sayısına oranla %3 engelli işçiyi meslek, beden ve ruh durumlarına göre uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdür. Belirtmek gerekir ki özel sektördeki işverenlerin eski hükümlü veya terör mağduru çalıştırma konusunda bir zorunluluğu bulunmamaktadır.

Kamu işyerlerinde 50 veya daha üstü işçi çalıştıran işverenler; işyerlerindeki işçi sayısının %4’ü oranında engelli işçiyi, %2 oranında eski hükümlü veya terör mağduru işçiyi uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içerisinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştıracağı işçilerin sayısı toplam işçi sayısına göre hesaplanmaktadır.

İş Kanunu madde 30/4 hükmü uyarınca işçi sayısının yukarıda bahsedildiği şekilde şartları sağlamasına rağmen yer altı ve su işlerinde engelli işçiler çalıştırılamaz.

İşverenler bahsedilen bu yükümlülüklerini, Türkiye İş Kurumu aracılığı ile yerine getirebilmektedirler. İşyerinin işçisinin engelli hale gelmesi halinde bu işçiye çalıştırılma konusunda öncelik tanınacaktır.

  1. Toplu Olarak İşten Çıkarılanların Yeniden İşe Alınması:

İşveren, Kanunun 29. maddesi uyarınca toplu işçi çıkarma yapmış ise toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinde itibaren 6 ay içerisinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi alınmasına karar verilmesi halinde nitelikleri işe uygun olan işçiler tercihen işe çağrılır. Bu düzenleme ile toplu işçi çıkarma hükümlerinin kötüye kullanılmasının engellenmesi amaçlanmıştır.

  1. Maluliyet Nedeniyle İşten Ayrılanların Yeniden İşe Alınması:

Bir işyerinde çalışmakta iken maluliyet durumları ortaya çıkan ve sonrasında maluliyeti ortadan kalkan işçiler tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde işverenin bu işçileri eski veya benzer nitelikte bir boş yer bulunması halinde derhal, boş yer bulunmaması halinde ise boşalacak ilk işe almakla yükümlüdür. İşveren bu yükümlülüğünü yerine getirmez ise madde 30/5 hükmü uyarınca işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye 6 aylık ücret tutarında tazminat ödeyebilecektir. Kısaca özetlemek gerekirse işverenin maluliyet sebebi ile işten ayrılan işçisini tekrar işe alması için bazı şartların varlığı gerekmekte olup söz konusu şartlar:

  • İşçinin işyerinde maluliyet durumunun ortaya çıkması,
  • İşçinin maluliyeti sebebi ile işten ayrılmış olması,
  • İşçinin işten ayrılmasının sonrasında maluliyet durumunun ortadan kalkması,
  • İşyerinde boş yer bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesidir.
  1. Askerlik veya Kanuni Bir Ödev Nedeniyle İşten Ayrılanların Yeniden İşe Alınması:

İş Kanunu madde 31 hükmüne göre muvazzaf askerlik görevi dışında manevra veya herhangi bir nedenle silah altına alınmış olan veya herhangi bir kanundan kaynaklanan çalışma ödevi yüzünden işinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi ayrıldığı günden itibaren 2 ay sonra işveren tarafından feshedilmiş sayılmaktadır. Bu şekilde iş sözleşmesi feshedilmiş işçiler, söz konusu görevlerinin sona ermesinden itibaren 2 ay içinde işe yeniden girmek istediklerinde işveren söz konusu işçiyi işverenin bu işçileri eski veya benzer nitelikte bir boş yer bulunması halinde derhal, boş yer bulunmaması halinde ise boşalacak ilk işe almakla yükümlüdür. İşveren bu yükümlülüğünü yerine getirmez ise madde 31/4 hükmü uyarınca işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye 3 aylık ücret tutarında tazminat ödeyebilecektir. Kısacası işçinin askerlik görevinden sonra tekrar işe başlatılması için gerekli olan şartlar şunlardır:

  • İşçinin askerlik veya kanuni ödevden kaynaklı olarak işten ayrılmış olması,
  • İşçinin askerlik veya kanuni ödevinin sona ermesinden itibaren 2 ay içerisinde işe alınmak için işverene başvuruda bulunmuş olması,
  • İşyerinde boş yer bulunması.
  1. Hastalık Nedeni ile İşten Çıkarılan Gazetecilerin Yeniden İşe Alınması:

Basın İş Kanunu’nda yer alan düzenlemelere göre gazeteci kişinin uğradığı 6 aydan fazla süren hastalık sebebi ile işveren tarafından tazminat ödenmek suretiyle iş sözleşmesi feshedilebilmektedir. Bu şekilde iş sözleşmesi feshedilmiş olan gazeteci, en fazla 1 yıl içinde iyileştiği takdirde tekrar eski işine tercihen geri alınabilecektir.

  1. İş Sağlığı ve Güvenliği Nedeniyle Belirli Nitelikteki Kişilerin İşe Alınması:

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca kural olarak işveren, mesleki risklerin önlenmesi ve bu korunmaya yönelik çalışmaları da kapsamakta olan iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için gerekli olan çalışanları bulundurmakla yükümlüdür. Örneğin iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve kanunun belirlediği durumlarda diğer sağlık personellerini bu kapsamda yer almaktadır.

Av. Ahmet EKİN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu