Ceza Hukuku

Terk Suçu (TCK m.97)

Terk Suçu (TCK m.97)

Terk suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kişilere karşı suçlara ilişkin ikinci kısmında 97. Maddede düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası suçun basit halini düzenlerken ikinci fıkrası ise neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini düzenlemektedir.

Terk Madde 97-

(1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.

Bu suçla korunan hukuki değer, insanın yaşama hakkı ve vücut bütünlüğüdür. Böylece yaşları veya içinde bulundukları durum nedeniyle yardıma muhtaç kişilere yardım edilmesi ile bireylerin arasında tardım ilişkisinin kurulmasıyla kamu yararının sağlanmasına hizmet etmektedir.

I.       Suçun Unsurları

1.      Maddi Unsurlar

a.       Fiil

Terk suçunun fiili, “yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişinin” kendi haline terk edilmesidir.

Terk fiili icrai olabileceği gibi veya ihmali hareketle de işlenebilir.

YARGITAY2. CEZA DAİRESİ2012/3501 Esas, 2013/26274 Karar, 13.11.2013 Tarih.

Sanığın erişkin yaşta olması ve aklen ya da bedenen bir maluliyetinin de bulunmaması karşısında, henüz birkaç günlük bebeğinin cami avlusuna terkedilmesine engel olabileceği halde göz yumması nedeniyleTCK’nun 37. maddesi delaletiyle aynı kanunun 97. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine, savunmasına itibar edilerek beraatine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 13.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY2. CEZA DAİRESİ 2011/29428 Esas, 2013/17010 Karar, 24.06.2013 Tarih.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1- 19/02/2008 tarihli celsede sanıkların cezalandırılmasını talep eden mağdur vekilince davaya katılmak isteyip istemediği sorulmayarak 5271 sayılı CMK’nın 238/2 maddesine aykırı davranılması,

2- Sanıkların müşterek birlikteliklerinden olma yeni doğan ve kendini idare edemeyecek durumda olan bebeklerini, poşet içerisinde tren garı otoparkına bırakmak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin TCK’nun 97. maddesinin 1. fıkrasındaki suçu oluşturduğu gözetilmeden, atılı suçtan sanıkların mahkumiyetleri yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, mağdur vekili ile O yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kişi koruma ve gözetim yükümlülüğü altındaki kişiyi bir yere bırakıp birinin gelip almasına kadar uzaktan izlerse bu durunda terk unsuru gerçekleşmeyecektir. Terk suçunun oluşması açısından terkin ne kadar devam ettiğinin önemi bulunmamaktadır. Terk suçu tehlike suçu olduğundan failin fiili sonucu herhangi bir neticenin ortaya çıkması aranmaz.

b.      Fail

Terk suçunun faili, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan herkes olabilir. Bu yükümlülük kanundan, sözleşmeden veya bağlılık ilişkisinden kaynaklanabilir

Türk Medeni Kanununda çocuklar bakımından veli ve vasilerin akıl hastaları bakımından vasilerin bakım yükümü bulunmaktadır.

c.       Mağdur

Terk suçunda mağdurun yaşı ya da hastalığının türünün herhangi bir önemi yoktur. Yeter ki mağdur yaşı veya hastalığı nedeniyle kendisini idare edemesin. Mağdur yaş veya hastalığı nedeniyle ihtiyaçlarını karşılayamayacak, dış etkenlere karşı kendini koruyamayacaktır.

Bu suç bakımından mağdurun yaşadığı hastalığın sürekli veya geçici olmasının önemi olmadığı gibi psikolojik veya fiziksel olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Doktrinde bulunan görüşlere göre duyu organlarından kaynaklı engellilik hali, sarhoşluk gibi haller kişinin kendini idare edemeyeceği hallere örnek olarak verilebilir.

d.      Suçun Konusu

Yaşı veya içinde bulunduğu durum nedeniyle kendini idare edemeyen kişiler bu suçun konusunu oluşturmaktadır. Yani suçun konusu ve mağduru tek noktada toplanmıştır.

2.      Manevi Unsur

Terk suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Faildeki hangi saikle terk ettiğinin önemi yoktur. Fail yaşı veya içinde bulunduğu hastalığı sebebiyle kendisini idare edemeyecek durumda olan koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiyi terk etme bilinç ve iradesiyle hareket etmelidir. Terk ettiğini bilmeli ve bu fiili istemelidir.

3.      Hukuka Aykırılık Unsuru

Terk suçunun oluşması, eylemin hukuka aykırı olmasına bağlıdır. Terk suçunda zorda kalma hali mevcut ve kişi bu nedenle bakım yükümünü yerine getiremiyorsa zorda kalmadan değerlendirilebilir. Böylece terk suçu açısından aranan hukuka aykırılık unsuru bulunmadığından failin cezai sorumluluğu da söz konusu olamayacaktır.

II.      Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Haller

Türk Ceza Kanununun 97. Maddesinin 2. Fıkrasına göre; “Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.” Türk Ceza Kanunun 97. Maddesinin 2. Fıkrasında yer alan hükmün uygulanması için failin terk etme kastıyla hareket etmesi;  hastalık geçirme, yaralama veya öldürme neticelerinden ise taksir derecesinde kusuru bulunması gerekir.

  • Mağdurun hastalığa yakalanmış olması

Bedenen veya ruhen kişilerin bazı fonksiyonlarının yerine getirilmesinde aksaklık yaratan her durum hastalık olarak değerlendirilmektedir. Hangi durumun hastalık sayılacağı tıbbi raporlara göre belirlenecektir. Hastalığın ağır veya hafif geçici veya sürekli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Mağdurun hastalığa yakalanması ile terk fiili arasında nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup fail bu durumda Türk Ceza Kanununun 97. Maddesinin 2. Fıkrasının delaletiyle 86. Madde ve devamındaki cezalardan sorumlu olacaktır.

  • Mağdurun yaralanmış olması

Terk edilen mağdurun başka bir kişi veya hayvan tarafından fiziksel veya akli sağlığının bozulması durumunda fail ağırlaşmış neticeden sorumlu tutulacaktır. Kanunda yaralanmanın şiddeti hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek bir durum olmasıyla uzuv kaybı arasında fark bulunmamakta olup fail Türk Ceza Kanununun 97. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında sorumlu olacaktır.

  • Mağdurun ölmüş olması

Terk suçu dolayısıyla mağdur ölmüş ise fail ağır neticeden sorumlu olacak ve bu kapsamda hakkında cezaya hükmedilecektir. Mağdurun ölüp ölmediğini belirleyecek olan alanında uzman hekimler olup ölüm anı konusunda doktrinde biyolojik ve beyin ölümü görüşü olmak üzere iki görüş bulunmaktadır.

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ  2010/3334 Esas, 2012/4002 Karar, 16.05.2012 Tarih

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın, gayri resmi olarak başkası ile evliyken eşinden ayrılarak anne ve babası ile birlikte yaşamaya başladığı, başka bir şahısla evlilik dışı girdiği ilişki sonucu hamile kaldığı, hamileliğini anne ve babasından sakladığı, olay günü sabah saatlerinde doğum sancısı başlayınca banyoya tek başına giderek ayaktayken burada doğum yaptığı, yeni doğan bebeği bir çarşafa sararak salondaki çamaşır makinasının arkasına bıraktığı, kanamasının devam etmesi üzerine annesine rahatsızlandığını söylerek kendisini hastaneye götürmesini istediği, hastaneye gidince yeni doğum yaptığının anlaşıldığı, olayın polise bildirilmesi üzerine sanığın, bebeği ikamet ettiği evde çamaşır makinasının arkasına bıraktığını söylediği, yapılan aramada yeni doğan bebeğin sanığın söylediği yerde çarşafa sarılı şekilde ölü olarak bulunduğu, İstanbul Adli Tıp Morg İhtisas Dairesi ve Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun raporlarına göre canlı doğduğu anlaşılan bebeğin ölüm nedeninin kesin olarak belirlenemediği olayda; sanığın öldürme kastının kesin olarak saptanamadığı, koruma ve gözetim yükümlülüğünü ihlal ederek yeni doğan bebeği çarşafa sarmak suretiyle çamaşır makinesinin arkasına bırakarak terk etmesi sonucu ölümün meydana geldiği, eyleminin TCK.nun 97/2. maddesi yollamasıyla 87/4. maddesine uyan suçu oluşturduğu anlaşıldığı halde, TCK.nun 87/4, 62 ve 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, suç niteliğinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

III.     Suçun Özel Görünüş Halleri

1.      Teşebbüs

Terk suçu kısımlara bölünemeyen bir suç olmasının yan sıra ayrıca tehlike suçudur. Failin, koruma, gözetim ve bakım yükümlülüğü altında bulunan mağduru terk ederek kendi haline bırakmasıyla suç tamamlanmış olur. Bu sebeple doktrinde kabul edilen ağırlıklı görüşe göre terk suçuna teşebbüs mümkün değildir.

2.      İştirak

Terk suçu, iştirak bakımından herhangi bir özellik taşımamaktadır. Bu sebeple iştirak konusunda genel hükümler uygulanır.

Bir kimseyi terk suçunu işlemeye azmettirerek, azmettirilenin yasanın belirlediği fiilleri yerine getirmesine sebep olan kişi terk suçuna azmettirmeden sorumlu tutulacaktır.

Terk fiilinin gerçekleşmesi amacıyla bir kimseye yardımda bulunan kişi,  terk suçuna yardım eden olarak sorumlu tutulacaktır.

3.      İçtima

Failin, her bir mağdura karşı ayrı ayrı bakma ve koruma yükümlüğü bulunması durumunda yani birden fazla kişinin terk suçunun mağduru konumunda olması durumunda gerçek içtima kuralı uygulanır. Fail her bir mağdur için ayrı ayrı cezalandırılır. Örneğin, engelli kardeşiyle, yaşlı annesini ormanda bırakan kişi bu fiillerinden ayrı ayrı cezalandırılmalıdır.

IV.     Soruşturma Usulü ve Yaptırım

Türk Ceza Kanununun 97. Maddesinin 1. Fıkrasına göre terk suçunun basit halinde faile verilecek ceza üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.

Türk Ceza Kanununun 97. Maddesinin 2. Fıkrasına göre ise fiil sebebiyle mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse fail hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri çerçevesinde cezaya hükmolunacaktır.

Terk suçunda zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıldır

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Ezgi YÜCEL

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu