Ceza Hukuku

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu (TCK. m. 123)

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu (TCK. m. 123)

Türk Ceza Kanununun Kişilere Karşı Suçlar başlıklı ikinci kısmında kanunun yedinci bölümünü oluşturan Hürriyete Karşı Suçlar başlığı altında 123. maddede kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu düzenlenmiştir. Bu madde şu şekildedir;

Kişilerin huzur ve sükununu bozma

Madde 123- (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir

Suçun koruduğu hukuki menfaat kişinin huzur ve sükunudur.

Anayasanın 17. maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Anayasanın 56. maddesine göre ise;     Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki menfaat de bu maddeler kapsamında değerlendirilmelidir.

I.       Suçun Unsurları

1.      Maddi Unsurlar

a.       Fiil

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu seçimlik hareketlere göre bağlı veya serbest hareketli olabilmektedir. Suçun oluşması için madde metninde mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla belirli ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması gerektiği ifade edilmiştir.

Bu suç tipi ceza hukukunda tamamlayıcı bir suç olarak kabul edilmektedir. Yani somut olayda hareketler başka bir suçu oluştur­maktaysa, ilgili suç kapsamında unsurların mevcudiyeti söz konusu ise o suçtan dolayı bir ceza verilecek ve Türk Ceza Kanununun 123. maddesindeki bu suçtan ayrıca ceza verilmeyecektir.

Suçu oluşturacak hare­ketlerin muayyen kişiye yöneltilmiş olması gerekmektedir aksi takdirde hareket her ne kadar huzur ve sükunu bozmaya elverişli olsa da 123. maddedeki suç vücut bulmayacaktır.

Madde metnindeki ısrar kavramından birden fazla defa eylemin gerçekleştirilmesi anlaşılmaktadır. Eylem ısrarla gerçekleştirilmemişse bu durumda söz konusu suç oluşmayacaktır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E. 2009/13780, K. 2010/17821, 02.06.2010 T.

“Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklardan Şenol’un katılan sanık Yasemin’e yönelik duygusal ilgi sebebiyle olay günü sanıklar; Şenol, Ercan ve Aydın’ın katılan sanıklar Ali İhsan, Yasemin, Ayşegül ve Nursel’in evlerinin yakınlarına gelip nara atarak olay yaratması şeklindeki eylemlerinin, … ısrarla yapılmamış olması ve bu itibarla da 5237 sayılı TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçunun, eylemin anlatılan şekliyle oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların atılı suçtan beraatları yerine yazılı şekilde hüküm kurulması …”

Suçu ortaya çıkaracak hareketlerin mağdurun huzur ve sükûnunu bozmaya elverişli olması yeterli olup huzur ve sükunun bozulmuş olup olmadığı suçun oluşması bakımından önem taşımamaktadır. Yani suç tehlike suçu niteliğindedir.

Mağdurun psikolojisinin bozulup bozulmaması suçun oluşması için önem taşımasa da kasten yaralama suçunun gündeme gelebilmesi mümkün olabilecektir. Bu durumda söz konusu suçun tamamlayıcı olması sebebiyle ayrıca 123. maddeden ceza verilemeyecektir.

  • Israrla Telefon Etmek

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturabilecek ilk seçimlik hareket, bir kimseye ısrarla telefon edilmesidir. Bu suç bakımından yapılan aramanın sabit telefon, cep telefonu veya ankesörlü telefon olmasının önemi olmadığı gibi telefonun konutta veya işyerinde olmasının da önemi bulunmamaktadır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E. 2008/28340, K. 2009/29945, 22.06.2009 T.

“Katılanlardan Aydın’ın ağabeyi, Habibe’nin ise kayınbiraderi Osman ile evli olan sanık Özlem’in, eşiyle aralarındaki ailevi sorunlar konusunda yardımcı olmaları amacıyla katılanları aradığına ancak kendisi ile konuşmayarak telefonu kapattıklarına dair savunmasına dayanılarak beraatına karar verilmiş ise de; katılanların iddialarına ve getirilen telefon kayıtlarına göre, sanığın katılan Aydın’ın kullandığı cep telefonunu 25.08.2005 tarihinde 5 kez, 27.08.2005 tarihinde 15 kez, katılan Habibe’nin telefonunu ise 25.08.2005 tarihinde 3 kez, 26.08.2005 tarihinde 1 kez, 27.08.2005 tarihinde 3 kez, 28.08.2005 tarihinde 2 kez ve 04.09.2005 tarihinde 7 kez aradığı ve her iki katılana yönelik aramaların günün değişik saatlerinde ve sık aralıklarla gerçekleştiği, çoğu aramalarda taraflar arasında hiç görüşme yapılmadığı, bazı aramalarda ise çok kısa süreli görüşmelerin gerçekleştiği, katılanların kendisi ile görüşmek istemedikleri için telefonu kapattıklarını kabul eden sanığın ısrarla aramaya devam etmek suretiyle kişilerin huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla hareket ettiği ve atılı suçun unsurlarının oluştuğu gözetilerek cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde beraatına karar verilmesi …”

Maddede yer alan ısrarla telefon edilmesi kavramının yalnızca telefon etmeyi değil sms göndermeyi de içerdiği kabul edilmektedir. Yargıtayın aşağıda yer verdiğimiz kararı da suçun mesaj yolu ile işlenebileceğini ortaya koymaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2013/26160, K. 2014/11251, T. 08.04.2014

“Sanığın katılana, değişik saatlerde 13 adet mesaj gönderdiğinin ve mesajların içeriğinde “sana benim gıcıklığım vardı, acısını çıkartacaktım, benim kim olduğumu bulamazsın, seni de kızdırması çok hoşuma gidiyor bunu bil” ibarelerinin olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eylemlerinin kişinin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi”

Israrla telefon etmek fiili ile suçun işlenmesi için telefon edildiğinde anlaşılır şekilde konuşulması gerekli olmayıp, çaldırıp kapatmak, arayıp sessiz kalmak, arayıp herhangi ses dinletmek gibi huzur ve sükûnu bozabilecek davranışlar da bu seçimlik fiil kapsamında değerlendirilmektedir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E. 2008/33430, K. 2009/39858, 26.10.2009 T.

Şikâyetçinin aşamalardaki iddiaları ve bu iddiaları doğrulayan Turkcell HTS raporuna göre; sanığın abonesi olduğu cep telefonundan şikâyetçiye ait cep telefonunu birçok kez arayarak çaldırıp kapatmak suretiyle üzerine atılı kişilerin huzur ve sükûnu bozma suçunu işlediği sabit olduğu halde, dosyada mevcut delillere neden itibar edilmediği de açıklanmadan yazılı şekilde beraatına karar verilmesi …”

Yukarıda da belirttiğimiz üzere telefon etme ve sms göndermenin bir defa olması yeterli olmayıp ısrarlı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Suç kapsamında soruşturma gerçekleştirilirken telefonun faile ait olduğunun belirlenmesi şarttır. Telefon edilip edilmediği hususu, mağdurun başvurusu üzerine telefonun tespite alınması veya operatörlerden sordurulması şeklinde ortaya çıkarılabilir.

  • Israrla Gürültü Yapmak

Söz konusu suçu oluşturacak ikinci hal ısrarla gürültü yapmak olup bu fiil bağlı hareket niteliğindedir.

Gürültü değişik şekillerde gerçekleştirilebileceği gibi önemli olan bu ses kirliliğinin yüksek düzeyde olması ve mağdurun algılayarak rahatsız olacağı şekilde olmasıdır. Bu duruma örnek olarak evin tavanına ısrarla vurmak, korna çalmak, evde müziğin sesinin fazla açılması, evde sürekli ip atlanması, evde ısrarla parti yapılması verilebilmektedir.

Manevi unsur kısmında da belirttiğimiz üzere sadece müziği yüksek sesle dinlemek bu suç kapsamında değerlendirilemez çünkü suçun meydana gelmesi için gürültünün sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla yapılması gerekmektedir.

  • Israrla Hukuka Aykırı Başka Bir Davranışta Bulunmak

Madde metnindeki ilk iki hareket bağlı hareketli bir suç olarak düzenlenmişken, ısrarla hukuka aykırı davranışta bulunmak serbest hareketli bir suç niteliğindedir.

“Hukuka aykırı davranış” ile anlatılmak istenen hukuk düzeninin izin vermediği tüm davranışlardır. Yani hukuk düzeninin uygun gördüğü davranışlar huzur ve sükunu bozucu nitelikte olsa da bu suça vücut vermeyecektir.

Bu suçu oluşturacak davranışlara; evin camının tıklatılması, evin pencerelerine ışık tutulması, evin gözetlenmesi, ısrarla mail gönderilmesi verilebilmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2012/30048, K. 2013/853, 21.01.2013 T.

“Sanığın aynı işyerinde çalıştığı ve ilgi duyduğu katılana, aralarında bir yakınlık varmış izlenimi yaratan, günlük yaşamına ilişkin detaylar içeren pek çok elektronik postayı, katılanın ve işyeri yönetiminin uyarısına rağmen, ısrarla ilettiği, yine katılanın rızası dışında onun adına vakıflara bağışta bulunup dekontlarını ona gönderdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eylemlerinin kişinin huzur ve sükûnunu bozma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi …”

b.      Fail

 Kanun maddesinde ayrıksı bir düzenlemeye yer verilmediğinden kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu açısından fail özellik arz etmemektedir. Yani suçun faili herkes olabilecektir. Bu kapsamda temyiz gücüne sahip olmayan kişiler de bu suçun faili olabilir. Anlaşılacağı üzere failin herkes olması sebebiyle suç özgü suç niteliği teşkil etmemektedir.

c.       Mağdur

Madde metninde “bir kimseye” ifadesine yer verildiğinden suçun mağduru, belirli bir gerçek bir kişi olabilir. Ayrıca suçun mağduru sırf huzur ve sükûnu bozulması için kendisine ısrarla telefon edilen, gürültü yapılan veya hukuka aykırı bir başka davranışta bulunulan kişidir. Yani herhangi bir kişi hedef alınmadan gerçekleştirilen eylemlerde bu suç vücut bulmayacaktır.

Mağdur bakımından doktrinde tartışılan diğer bir durum ise mağdurun madde metnindeki fiilleri algılama yeteneğinin bulunmasının gerekip gerekmeyeceğidir. Ağırlıklı olarak kabul edilen görüş mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla gerçekleştirilen eylemleri algılayabilme yeteneğinin olması gerektiği şeklindedir. Örneğin bu durumu anlayamayacak akıl hastaları veya çocukların suçun mağduru olamayacakları savunulmaktadır.

d.      Netice

Suçun neticesi, huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla ve ısrarla; mağdura telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması ile oluşur. Suçun oluşması için madde metninde sıralanan hareketlerin yöneldiği kişiye ulaşmış olması gerekir. Aksi halde suç teşebbüs aşamasında kalacaktır.

2.      Manevi Unsur

Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine göre fiilin taksirle gerçekleştirilmesinin cezalandırılabilmesi için kanunda açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle suçun oluşması için kastın mevcut olması gerekmektedir. Ancak genel kast yeterli olmayıp sırf huzur ve sükunu bozmak şeklindeki özel kast da aranmaktadır.

Hareket muayyen bir kişiye karşı gerçekleştirilmeli ve sırf mağdurun huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla yapılmalıdır. Örneğin failin müzik öğretmeni olması ve evde ders vermesi sebebiyle çıkardığı ses özel kast bulunmadığından bu suçu oluşturmayacaktır.

Yargıtay içtihatlarında bir kimseyi birden çok kez aramış olmak özel kastı ortaya koymamaktadır. Bu nedenle konulma ve mesajların içeriği suçun oluşumu açısından önem arz etmektedir. Ayrıca Yargıtay özel kast yönünden meşru amaç prensibini dikkate almakta olup meşru bir amaç bulunması halinde suç oluşmamaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi. E. 2012/17709, K. 2013/1357, 24.01.2013 T.

“Suça konu yerin, binanın otopark olarak kullanılan ortak kullanım alanı olduğu, katılanın zemin katta olup, ışık alan tek penceresinin bulunduğu, aynı yere otomobil park edildiğinde problem olmamasına rağmen minibüs park edilmesi halinde katılanın evinin ışık almasının engellendiği, sanığın ruhsatı üzerine olmayan ve arızalı minibüsü katılanın penceresinin önüne sürekli biçimde 2 yıl gibi uzun süre ve hareket ettirmeksizin park ederek sanığı rahatsız ettiği, daha önceden husumetli olduğu katılanın minibüsün alınmasını istediğinde özellikle almayıp, minibüsü aynı yerde ısrarla tutması karşısında, sanığın katılanın huzur ve sükununu bozmak kastıyla hareket ettiğinin kabulü yerine beraat kararı verilmesi

3.      Hukuka Aykırılık Unsuru

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu bakımından çeşitli hukuka uygunluk nedenleri mevcut olabilmektedir. Örneğin bu suç bakımından ilgilinin rızası bir hukuka uygunluk nedenidir. Kanunun 26. maddesinde rıza şu şekilde düzenlenmiştir; Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2013/18706, K. 2014/10836, 03.04.2014 T.

Mağdurenin aşamalarda değişmeyen anlatımları, sanığın kaçamaklı ikrarı, HTS raporları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, mağdurenin cep telefonuna ‘Aşkım beni zorlama otele gidecez mi sürpriz yapalım istiyorsan, birazdan gidelim’, ‘yemin ederim hayatında tatmadığın zevki tadacaksın yeter ki evet de’, ‘aşkım ben de evliyim benden laf çıkmaz’ biçimlerinde kırk adet mesaj atması şeklindeki eylemlerine karşılık mağdurenin de aynı zaman dilimleri içerisinde sanığa içeriği teknik olarak saptanamayan yirmibeş adet mesaj göndermesi karşısında, sanığın eylemini mağdurenin rızasıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkin şüphe oluştuğundan ve rıza dışında mağdureye mesaj atılmış olduğuna ilişkin yeterli ve kesin delil elde edilemediğinden, beraat kararı verilmesi gerekirken TCK’nun 123. maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesi”

II.      Suçun Özel Görünüş Halleri

1.      Teşebbüs

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda, suçu oluşturan hareketlerin parçalara bölünebilmesi durumunda suça teşebbüs mümkün olabilmektedir.

Fail, mağdurun huzur ve sükununu bozmak için ilk kez telefon ettiği veya ilk defa gürültü yaptığı veya ilk kez hukuka aykırı davranışta bulunduğu anda suçun icra hareketlerine başlar. Ancak suçun tamamlanması için seçimlik hareketlerden birinin en az iki kez tekrarlanması gerekmektedir.

Mağdurun huzur ve sükûnunun bozulmasının netice olarak aranmadığından hareketlerin yapılmasına rağmen mağdurun huzurunun bozulmaması durumunda suç teşebbüs aşamasında kalmayacaktır.

Suç bakımından kullanılan araçların ihlali gerçekleştirmeye elverişli olması durumunda kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun icra hareketlerine doğrudan doğruya başlandığı kabul edilmektedir.

2.      İştirak

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu bakımından suçta iştirak bakımından bir özellik bulunmadığından, iştirakle ilgili genel hükümler uygulanmaktadır.

3.      İçtima

Fail, aynı mağdura karşı, birden fazla kez telefon etse, mesaj gönderse, gürültü yapsa veya hukuka aykırı bir davranışta bulunsa ısrar kavramı söz konusu olduğundan tek bir suç söz konusu olacaktır. Ancak sürekliliğin kesilmesinden sonra gerçekleştirilecek fiiller ise yeniden bu suçu oluşturacak ve ayrıca cezalandırılacaktır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2007/4043 E., 2007/7759 K., 30.05.2007 T.

Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, 5237 sayılı TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun unsuru olup, aynı kanunun 43. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi..

Fail, mütemadi şekilde gerçekleştirdiği gürültüyle, aynı yerde ikamet eden birden fazla kişinin huzur ve sükûnunu bozarsa bu durumda suç tek bir fiille gerçekleştirildiğinden Türk Ceza Kanununun 43. maddesinin 2. fıkrası gündeme gelecektir. Doktrinde her ne kadar 43. maddenin 2. fıkrasının telefon etme ve sms gönderme bakımından uygulanmasının zor olduğu ifade edilse de gelişen teknoloji kapsamında atılacak toplu sms ve konferans aramalarında bu durum ortaya çıkabilecektir.

III.     Kovuşturma ve Yaptırım

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile verilecek ceza 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Cezanın üst sınırı bir yıl olan hapis cezası, kanunun 49. maddesi gereği kısa süreli hapis cezası olduğundan cezanın 50. maddede öngörülen seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi mümkündür.

 5235 sayılı kanuna göre cezanın üst sınırı da dikkate alındığında yargılama hususunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Bu suç tipi bakımından şikâyetin bulunmaması halinde resen soruşturma ve kovuşturma yapılamayacaktır.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Ezgi YÜCEL

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu