Aile Hukuku

Boşanma ve Boşanmaya Hakim Olan İlkeler

Boşanma ve Boşanmaya Hakim İlkeler

Boşanma Nedir?

I. Boşanma Kavramı               

Türk Medeni Kanunumuzda boşanma oldukça önemli ve geniş bir yer kaplamakta olup boşanmanın bu önemi sebebiyle Aile Hukuku kitabının birinci kısmında ikinci bölüm olarak ayrı bir bölüm ayrılmıştır.

Türk hukukunda boşanma, aynı eşlerden birinin ölümü, gaipliği, evliliğin hükümsüzlüğünde olduğu gibi evliliği sona erdirmektedir. Evlenmenin yokluğundaki gibi geçmişe dönük etkisi olmayan boşanmanın bozucu yenilik doğurucu bir hak olduğundan söz edilir.

Boşanma; eşlerin, kanunda öngörülen bir nedene dayanarak, eşlerden birinin ya da her ikisinin açacağı dava sonucunda evliliklerinin hakim kararıyla sona erdirilmesidir. Bu sebepler kanunda açıkça belirtilmiş olup büyük ölçüde tereddütte yer kalmamaktadır. Evliliğin mahiyeti açısından bu sebeplerin hiçbirinin evlilik birliği içinde yer almaması gerekir. Aynı zamanda eşlerden birinin ölmesi durumunda boşanma davası açılamayacak olup şayet mevcut bir boşanma davası var ise ölen eşin mirasçıları davaya devam edebilecektir.

Boşanmanın Dayandığı İlkeler Nelerdir?

II. Boşanmanın Dayandığı İlkeler

Boşanmanın yasada düzenlenen belirli nedenlere dayanmasının bir sonucu olarak boşanma bazı ilkelere dayanmaktadır. Bu nedenlerin boşanmaya neden olabilecek bir olay olup olmadığı bu ilkeler ışında belirlenecektir. Türk hukukunda doktrin tarafından şu ilkeler benimsenmiştir;

  • Kusur İlkesi
  • İrade İlkesi
  • Temelden Sarsılma İlkesi
  • Elverişsizlik İlkesi
  • Eylemli Ayrılık İlkesi

1) Kusur İlkesi Nedir?

         Kusur ilkesine Türk Medeni Kanunda ve yerleşik Yargıtay kararlarında sıkça yer verilmiştir. Hatta ve hatta eski medeni kanunda boşanma davası açmaya yetkisi bu ilke ile ilişkili olup kural olarak sadece kusurlu eşin dava açabileceği öngörülmüştü fakat mevcut durumda ortak hayat sürdürülemeyecek kadar temelinden sarsılmış bir evlilik varsa her iki eş de dava açabilecektir. Bunun yanı sıra TMK 166/2 uyarınca daha ağır kusura sahip eşin dava açması halinde davalı eşin itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu ilkeye göre dava açma hakkı kural olarak kusurlu olmayan eşe tanınmıştır. İşbu madde temelini kusur ilkesinden almaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nda kusur ilkesi hem boşanmanın sebepleri açısından hem de boşanmanın sonuçları açısından bulunmaktadır. Boşanma sebebi ile maddi-manevi tazminat, nafaka, velayet gibi konuların belirlenmesinde kusur ilkesi sık sık karşımıza çıkacaktır.

Kusur ilkesinin temel amacı kabahatli tarafa ceza vermek değil zarar gören, hakları zedelenen tarafa bir nevi koruma sağlamaktır.

YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU Esas Numarası: 1978/5 Karar Numarası: 1978/6 Karar Tarihi: 03.07.1978

“Kusur çoğu kez kişilerin sosyal ve kültürel yapılarına, değer yargılarına ve çevrelerine göre değişen, bir ölçüde soyut, göreli bir kavramdır. O halde önceden şu ya da bu eylemin de davranışın daha ziyade kusur veya daha az kusur olarak kabulü ve bu konuda kesin, değişmez, nesnel bir ölçü konulması olanak dışıdır. Bu nedenle Türk Medeni Yasasının 134 ncü maddesine dayanılarak açılan boşanma davalarda taraflardan hangisinin tutum ve davranışının daha ziyade kusur sayılacağını, başka bir söyleyişle kusurun daha ziyade hangi tarafa ait olduğunu saptamak ve değerlendirmek hakimin takdir yetkisine aittir. Elbette hakim bu konudaki takdir yetkisini ve hakkım olayların kendi yapılarına ve oluşlarına özgü yönleri içinde kullanacaktır. Kuşkusuz önceden somut bir kural koymak, belli bir ölçü getirmek hakimin takdir yetkisini ve hakkını önleyici ve bağlayıcı nitelik taşıyacağından sakıncalı bir uygulama sayılmak gerekir.”

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2008/303 Karar Numarası: 2009/2509 Karar Tarihi: 18.02.2009

“Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişI karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166 .maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa, bu halin tesbiti dahi, tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (TMK. md.166/2)

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması davacının ağır kusurlu sayılmasını gerekli kılan tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalının da kusurlu davranışları gerçekleşmiştir. Davalı ve çocuklar yönünden korunmaya değer bir yarar belirlenememiş, dosya içindeki bilgi ve belgelerle davalının çelişkili davranış içinde bulunduğu, davacıyı cezalandırmak, ona eza cefa çektirmek amacıyla boşanmaya karşı çıktığı anlaşılmıştır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi uyarınca boşanmaya karar vermek gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.”

2) İrade İlkesi Nedir?

İrade ilkesi; boşanmanın, eşlerin karşılıklı anlaşması ya da taraflardan birinin talep etmesi ile mümkün olmasıdır. Eşler her nasılsa kendi iradeleri ile evlenmişlerse kendi iradeleri ile de boşanma hakkına sahiptirler.

TMK madde 166 ile eşlerin bu iradesi bir halde kısıtlanmış ve bu hüküm uyarınca anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmesi ve eşlerin ortak iradeye sahip olması aranmıştır.

3) Temelden Sarsılma İlkesi Nedir?

Türk hukukunda evlilik ilişkisinin her iki taraf için de çekilmez hale gelmesi, temelden sarsılması durumunda kusur şartı aranmadan boşanma kararı verilir.

Evliliğin temelden sarsılması halinde söz konusu evliliğin devamının hiçbir faydası yoktur. Bu fayda toplum, taraflar ve çocuklar için değerlendirilmekte olup bu hususta da hakimin geniş bir yetkisi vardır.

4) Elverişsizlik İlkesi Nedir?

Elverişsizlik ilkesi bedensel veya ruhsal bozukluklar sebebi ile evlilikten doğan yükümlülüklerin yerine getirilememesi halinde boşanma hakkı vermektedir. Akıl hastalığı, cinsel sapkınlıklar, kısırlık, iktidarsızlık elverişsizlik ilkesinin kullanılabileceği durumlardır.

5) Eylemli Ayrılık İlkesi Nedir?

Eylemli ayrılık ilkesi; eşlerin evlilik birliğini sürdürmek istemediği takdirde bilinçli eylemli olarak ayrı yaşaması üzerine kurulurdur. Bu ilkede kusur ya temelden sarsılma hususuna önem verilmez. İşbu ilkede önemli olan ayrı yaşamaktır.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Melike ERGÜN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu